Neydi Ülgür Gökhan’ın son icraatı,
halkın meclisinde halkın soru ve
sorunlarını gündeme getirmek görevi olan kadın bir belediye meclis üyesine saldırmasıydı.
Görüntüleri hepimizi izledik ve bu kadar da olmaz dedik… Ülgür Gökhan’ın HDP barajı
geçtiği için dağıttı pilav meselesi de aynı böyle ulusalda gündem olmuştu fakat hemen her kesim
tarafından açıkçası bu kadar karşılık bulmamıştı, çünkü pilav meselesinin
siyasi yönleri vardı ama kadına karşı, bırakın bir kadını bir insana karşı
yapılan bu ahlaksızca tavrın savunulacak hiçbir tarafı yoktu, herkes lanetledi…!
Gökhan görüntülerden sonraki krizi de
yönetemedi. Katıldığı bir radyo programında “yarın
olsa aynısını yaparım” diyen Gökhan, FOX TV’de katıldığı programda “evet
görüntüleri izledim, biraz fazla kaçmış, ben kadınlardan ve hanımefendiden özür
diliyorum” dedi. Hemen ertesi
gün “ben
Tülay Ömercioğlu’ndan değil kadınlardan özür diledim” dedi. Çünkü ortada
bir özür varsa, ayıptır vardır! Bunun farkına varan Gökhan hemen iki yüzlülüğünü
gösterdi. Ülgür Gökhan’ın ne kadar iki yüzlü olduğu da bilmeyen yoktur en çok
da belediye çalışanları, partililer bilir…!
Sonra ne mi oldu? Her türlü akçeli işte
olduğu gibi belediye gücünü kullandı. Gökhan kendisini mağdur ilan etti ve
imdadına işte en acısı da burası, yine
kadınlar yetişti…! Nasıl diyordu, “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır…” Tam da böyle oldu belediye başkan
yardımcısı Rebiye Ünüvar “paralı
askerlerini” Cumhuriyet Meydanına yığdı. “Ülgür Gökhan’ın yanındayız, arkasındayız,
önündeyiz, her yerindeyiz. En büyük başkan bizim başkan” diyerek slogan
attırdı. Bu tablo Ülgür Gökhan’ın yaptığından daha büyük bir ayıptı. Bu ayıbın
mimarları sözüm ona kendilerine Çanakkale’nin özgürlükçü, aydın kadınları
diyenlerdi…! Koltuğa yaranmak, güce tapmak, yanlışa yanlış diyememek işte böyle
bir şeydi. Çıkar ve menfaatin bir insana, bir topluluğa neler yaptıracağına bir
kez daha hep birlikte şahit olduk…!
Bir yanda “paralı askerler” “Ülgür
Gökhan’ın yanındayız, arkasındayız, önündeyiz, her yerindeyiz.” derken diğer
yandan da yediden yetmişe hemen herkes bu ayıba
tepki gösteriyordu. Ahmet Hakan, Murat Bardakçı gibi isimler bu ayıbı gazete
köşelerinde eleştirdiler. Konu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kadar gitti ve Erdoğan
da tepkisini dile getirdi. Aynı “one minute” çıkışı gibi bir çıkış
yaptı. Erdoğan’ın tepkisi hepimize şöyle dedirtti, “tam olarak ben de böyle demek
istiyordum.” Bizim yerimize söylenmesi gerekeni, halkın oylarıyla
seçilmiş Cumhurbaşkanı söyledi…
Sonra ne mi oldu, yine o güce tapan,
yalama takımı, Ülgür Gökhan’ı bir kez daha mağdur gibi gösterme gayreti içinde
girdi. #ÜlgürGökhanYalnızDeğildir diye hashtag açtılar ve başladılar #ÜlgürGökhanYalnızDeğildir demeye. Çok doğru bu şehrin artık bir ayıbı olan Ülgür
Gökhan yalnız değildir. Tıpkı ağır cezada yargılandığı su yolsuzluğu davasında
olduğu gibi, tıpkı ağır cezada yargılandığı akaryakıt ve şehir içi otobüslerdeki
yolsuzluk davasında olduğu gibi, tıpkı imarda yaptıkları yolsuzluklarda olduğu gibi
Ülgür Gökhan yalnız değildir. Kendisiyle birlikte yargılanan onlarca suç ortağı
var, işte bu yüzden Ülgür Gökhan yalnız değildir. Birlikte belediyeyi ve bu
şehri zarara uğrattılar, birlikte yediler, birlikte içtiler işte bu yüzden
Ülgür Gökhan yalnız değildir…! Ülgür Gökhan hatasını bildiği için şimdi mağduru
oynayarak yaptığı ahlaksızlığa, koltuğunu ve belediyeyi kullanarak bu şehrin
insanları da ortak etmek istiyor. Bu ahlaksızlığa ortak olmak isteyenler
geçtiğimiz gün Cumhuriyet Meydanında toplanarak “Ülgür
Gökhan’ın yanındayız, arkasındayız, önündeyiz, her yerindeyiz” diyerek slogan
attılar.
Şimdi karar Çanakkale’nin, Ülgür Gökhan ağır cezadaki yolsuzluk dosyalarına çeşitli yöntemlerle birçok insanı ortak etmiştir, bugün de yaptığı ahlaksızlıklara ortak arıyor siz bu ahlaksızlığa ortak olacak mısınız?
Son söz: Eğer o delege seçimlerinde Çanakkale Belediyesinin imkanlarının kullandığı iddiası varsa ve o iddiayı CHP Çanakkale İl Başkanı Nejat Önder düzenlediği basın toplantısında dile getirmişse, meclis üyesi bunu dile getirir ve sorar. Belediye Başkanı Ülgür Gökhan meclis toplantısında saldırmasaydı Sayın Ömercioğlu bunu soracaktı. Başkanın bir partinin iç meselelerinin konuşulacağı yer belediye meclisi değildir iddiası bu yönüyle gerçeği yansıtmamaktadır. Başkan işin bu yönünü dile getirmeyerek ayıbını örtmeye çalışmaktadır.”