SON KALE ÇANAKKALE’NİN DÜŞMEDİĞİ GÜN

9 Ocak 1916 yılında en son düşman askerinin Gelibolu Yarımadası'ndan tahliyesi ile kazanılan Çanakkale Zaferi, 104 yıl sonra Seddülbahir Kalesinde gerçekleşen törenle kutlanırken, zaferin kahramanları da bir kez daha saygıyla ve dualarla anıldı.

 ‘Bir milletin yeniden dirilişi’ sloganıyla gerçekleşen törene Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, Vali Orhan Tavlı, Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Levent Kerim Uça, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Karişit, Eceabat Kaymakamı Hasan Ongu, Eceabat Belediye Başkanı Saim Zileli, Avustralya Çanakkale konsolosu Lucas Robson, muharip gaziler, daire müdürleri, siyasi partilerin temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının yöneticileri ile vatandaşlar katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende  Albay Erhan Altunok günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma gerçekleştirdi.
9 Ocak’ın zafer günü olduğunu beliren Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir ise; “Bugün, bu mukaddes topraklardan, son düşman çizmesinin terk edip gittiği, firar ettiği gündür. Yaklaşık 8,5 ay süren onurlu bir savunmadan sonra hilâlin galip geldiği gün. Bağımsızlığımızın sembolü hilâlimizi yere düşürmemek için, dönmemek üzere Çanakkale’ye gelip toprağa düşen ama bayrağı, ezanı, vatanı düşürmeyenlerin galip geldiği gün. Bugün memleketin kararan ufuklarında, şafağın sökmeye başladığı gündür. Uzun yıllardır süren bir geri çekilme sürecimizden sonra, ‘Buradan bir adım geriye gitmem’ dediğimiz, gündür. Son kale Çanakkale’nin düşmediği gündür. Çanakkale, Türk milletinin tarih yolculuğunda çok önemli bir yere sahiptir. Çanakkale, haklının; ne kadar güçlü olursa olsun, haksızlık karşısında gâlip gelinen yerdir. Çanakkale, imanlı bir göğse sahip etin ve kemiğin, çeliğe karşı zafer kazandığı yerdir. Çanakkale, insan ruhunu yenmenin mümkün olmadığının anlaşıldığı yerdir” dedi.
“ÇANAKKALE’DE BİR YOK OLUŞ SÜRECİNDEN, BİR VAROLUŞ DESTANI YAZDIK”
İlk olarak 3 Kasım 1914 üzerinde tören yapılan topraklarda saldırıya uğradığımızı aktaran Kaşdemir; “İlk Çanakkale şehitlerimizi burada verdik. Sonra Türk milleti olarak koşup, geldik Çanakkale’ye aziz vatanın dört bir yanından. İstanbul’dan, Ankara’dan, Bitlis’ten, Kars’tan, Konya’dan, Edirne’den. Ve dahî Trablusgarp’tan, Kerkük’ten, Halep’ten, Bakü’den, Üsküp’ten, Saraybosna’dan, Şumnu’dan,  Kudüs’ten… Göğsümüzü siper ettik buralarda. Bir nesil fedâ ettik Çanakkale’de, ama vatanımızı koruduk. Ne pahasına olursa olsun, düşmanı geçirmedik buradan bir adım öteye. İşte buradan, bize ilk saldırdıkları yerden, geldikleri gibi geri gönderdik onları. Bize saldıranlar, o dönemde bu topraklarda en iyi yaptıkları şeyi yaptılar ve 9 Ocak 1916’da buradan çekip gittiler. Çanakkale ruhu bu topraklarda doğdu. Kendimize geldik buralarda. Adeta küllerimizden yeniden doğduk Çanakkale’de. Biz Çanakkale’de; bir yok oluş sürecinden, bir varoluş destanı yazdık âdeta. Buralarda, bu toprakları hak ettiğimizi ve bu toprakların bizim olduğunu dünyaya ilân ettik. Zaten dünya yüzünde, Türk Milleti kadar, üzerinde yaşadığı toprakları hâk eden başka hangi millet vardır? Ne diyor Çanakkale Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk; ‘Türk Milleti, bağımsız yaşamış, bağımsızlığı var olmanın yegâne koşulu olarak kabul etmiş, cesur insanların torunlarıdır.  Bu millet, hiçbir zaman hür olmadan yaşamamıştır, yaşayamaz, yaşamayacaktır’… İşte şimdi bu vatan topraklarında, bağımsızlığımızın sembolü olan hilalimiz, uğrunda ne güneşler batırdığımız hilalimiz, bir mezar yeri bile olmadan, bu toprakların altında kefensiz yatan yiğitlere kandil olmaktadır. Dedelerimiz, bu topraklarda, şerefli bir vatan müdafaası yaptı. Bizler de bu topraklardaki milli ve manevi duygunun, Çanakkale ruhunun sadık hizmetkarları ve bekçileri olarak çalışıyoruz. Bu toprakları, şehitlerimize ve gazilerimize yaraşır hâle getirmek için çabalıyoruz. Gerçi bizler ne yapsak, hangi anıtı yaparsak yapalım, hangi abideyi dikersek dikelim, onların hakkını ödeyemeyiz. Çünkü bu topraklardaki en büyük anıtı ve abideyi,  105 sene evvel Mehmetçiğimiz, kazandığı zaferle dikmişti zaten. Bütün şehit ve gazilerimizin ruhu şad olsun. Bize bu toprakları vatan yapanları rahmetle yad ediyoruz.”
Vali Orhan Tavlı da konuşmasında; “Bugün birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularıyla memleketimizin dört bir yanından gelen şanlı ecdadımızın, vatanımıza sımsıkı sarılarak ‘bu topraklar bizim’ dediği, Çanakkale’nin Geçilmez olduğunu bütün dünyaya ilan ettiği yerdeyiz. Çanakkale; inanç, vatan sevgisi, dayanışma, birlik ve beraberlik duygularının, zamanın en güçlü ve en donanımlı ordularına karşı koymadaki üstün başarı gösteren bir mücadeledir. Çanakkale Zaferi, tarih boyunca bağımsızlık, hürriyet ve vatan sevgisi uğruna savaşmaktan asla çekinmeye aziz Türk milletinin sarsılmaz birlik ve beraberliğinin en güçlü nişanesi” ifadelerini kullandı.
“ÜZERİNDE DURDUĞUMUZ TOPRAK İSE YALNIZCA BİR KARA PARÇASI DEĞİL”
Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan ise Çanakkale Savaşı’nı sonlandıran Gelibolu tahliyesinin sayısız zafer, şan ve şerefle dolu tarihimizin en parlak sayfası olduğunu belirterek, “Üzerinde durduğumuz toprak ise yalnızca bir kara parçası değil. Dünyada eşine benzerine az rastlanır bir tarihi alan üzerinde duruyoruz. İstiklal şairimiz, şehadete yürümüş kahramanlarımız için diyor ki; ‘Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi’. Bu mısraların da işaret ettiği gibi milletleri ayakta tutan maddi imkânlardan ziyade manevi değerlerdir. Vatan nedir, memleket nedir, sevda nedir iman nedir, merhamet nedir, bunların tüm dünyaya anlatıldığı yerdeyiz. Bu yüzden Gelibolu yalnızca topun, tüfeğin, merminin hikâyesi değil, bundan tam 104 yıl önce bir daha geri dönmemek üzere yola çıkan vatan evlatlarımızın şahsiyetidir. Allah ruhlarını şâd etsin. Bu yüzden Gelibolu,  meçhul askerler, kınalı Mehmetler, ersiz kalan eşler, oğulsuz kalan analardır. Evlatlarını, yarlarını ölüme gönderenlerin gözyaşlarını içine akıtırken sergilediği vakur duruştur. Mananın maddeye galip geldiği, yokluk zannedilenin varlık kabul edildiği, insanlığın gönül gözünü açan bir ruhaniyet diyarı, irfanı altında yaşadığımız tüm değerlerimizin temsilidir. Medeniyetimizin, tarihimizin, milli karakterimizin bu sulardan başlayarak bütün dünyaya aksetmesidir. Allah bu dünyaya bir dünya savaşı daha yaşatmasın, ama dünyanın zor zamanlardan geçtiği bir dönemdeyiz. Gelibolu Tarihi Alanı bize gösteriyor ki; Önemli olan karşımızda kimin durduğu değil, şartlar ne olursa olsun, kişiliğimizden, kimliğimizden ödün vermeden bizim nasıl durduğumuzdur. Tüm dünyanın gıpta ederek baktığı ve sahip olmak istediği tek şey; tarihimiz boyunca sergilediğimiz bu duruş. Bu yüzden ‘Çanakkale Geçilmez’, bu yüzden biz geçilmeziz. Yalnızca bileğiyle değil, merhameti, inancı ve yüreğiyle, bu unutulmaz insanlık destanını yazan şehitlerimizi rahmetle anıyor, Gelibolu’daki inanç ve merhamet ruhunun dünyanın yaralarına merhem olmasını diliyorum” dedi.
Tören, İstanbul Tarihi Türk Müzik Topluluğu’nun mehter gösterisi, tüm şehitler için sela okunmasının ardından Kuran-ı Kerim tilaveti ve ikramlar ile sona erdi.

PAYLAŞ