SEYYİD ABDÜLHAKİM ARVASİ HZ.

SEYYİD ABDÜLHAKİM ARVASİ HZ.

26/11/2016

(Rahmetullahi aleyh)

Ruh bilgilerinin,Tasavvuf ilminin mütehassısı   son asrın enbüyük İslam âlimi ve Evliyası...1865’de Başkale’de doğdu..27 Kasım 1943’de Ankara’da vefat etti..Kabri Ankara-Bağlum’dadır..

İmam Ali Rıza bin Musa Kazım soyundan olup Seyyiddir. Hz. Ali (Radyallahü anh) ’ye kadar bütün dedeleri âlim ve veli idi..Babası Seyyid Mustafa, Seyyid Tâhâ-i Hakkâri’nin oğlu Seyyid Ubeydullah’ın halifesiydi.. Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin ilk hocası babasıydı.Sonra Başkale’de ibtidai ve rüşdiye mekteplerini bitirdi.Mukus kazasında Arap,Fars edebiyetı,mantık,münazara,kelam,İlahi ve  tabii hikmet,fen ve matematik,tefsir,hadis,fıkıh ve tasavvuf dersleri aldı. Nehri’de gördüğü bir rüya üzerine İslami tahsiline daha büyük bir önem verdi..Bu rüyayı şöyle anlatır : ’’Ramazan ayının onbeşinci Salı gecesi,rüyamda Allahın resulünü gördüm.Yüce bir taht üzerinde,Risalet makamında oturmuştu...O’nun heybet ve Celali karşısında dehşete düşmüş,yere bakarken,arkamdan bir kimse sağ yanıma yanaştı.Fıkıh ilminin Hayz meselesinden bir sual sordu..Allah Resulünün heybetlerinden büzülmüştüm. O kişinin sual sormaması için yavaşça,Dinin sahibi buradadır,dedim.Resulüllah Efendimiz,cevap veriniz,diye iki defa emir buyurdular...’’  Ertesi gün,rüyamı babama anlattığımda, ’’Seni müjdelerim...Âlemin Fahri seni mezun ve Din bilgilerini tebliğe memur buyurdular.İnşaallah Âlim olursun.’’ dedi... Diğer taraftan,Seyyid Tâhâ-i Hakkari Hz.’nin talebesi ve halifesi Seyyid Fehim Arvasi Hz.’ i de rüyasında Allahü tealanın Resulünü gördü.Peygamber Efendimiz,kendisine; ’’Abdülhakim’in terbiyesini sana ısmarladım.’’ buyurdu. 1878 yılında Seyyid fehim Hz.’ne talebe oldu.O’nun sohbet ve teveccühleriyle kalbi nurlandı..1882’de zahiri ilimlerde icazet aldıktan sonra,1888’de de Nakşibendiyye,Kübreviyye,Sühreverdiyye,Kadiriyye,Çeştiyye tariklerinden de İcazet aldı... Memleketi Arvas!a dönüp tüm masrafları kendisine ait olmak üzere,bir medrese kurdu..Talebelerinin yiyecek,giyecek,yatacak,yakacak masraflarını karşılayarak 29 yıl bu medresede ders okuttu.Birçok âlim ve Fadıl yetiştirdi. 1897 yılında Hac vazifesini ifa etmek için Hicaz’a geldiğinde,ilk önce Efendimiz Aleyhisselam’ın kabrini ziyaret etti.Yanına hacı Ömer Efendi adında bir zat geldi,bir sual sordu. Seyyid Abdülhakim Efendi bir de baktı ki,25 yıl önce rüyasında gördüğü,kendisine sual soran kimseydi bu kişi....’’Bu sualin cevabını vermeye mezun ve memurum’’ diyerek Efendimizin kabri dışında cevabını verdi. 1907’deki Haccı sırasında Şeyh Ziya Masum,kendisine Üveysilik icazeti verdi...  1914 yılında Ruslar,Doğu Anadolu’yu işgal edince,bir taraftan da Ermenileri silahlandırıp Türk halkı üzerine kışkırttılar. Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz. ’i o günleri şöyle anlatır: ’’Hızla silahlanan Ermeniler,Müslümanların mallarını yağma etmeye koyuldular.O sırada bizim evimizi de tamamen yağmaladılar,soydular.Kışın başlangıcı sıralarında aile efradımız yakındaki dağ ve köylere kaçıp sığınmaktan başka çare bulamadılar.10 gün sonra köyümüz geri alındı,ancak daha sonra hükümet tahliye emri verdi.Tekrar dağlara,çöllere düştük.Evlerimizi,çarşılarımızı,medreselerimizi,camilerimizi tamamen yakıp kül ettikleri haberini aldık.Keldani aşiretleri ile Ermeniler,görülmedik bir zulüm ve vahşete yol açıyorlardı.Hicret ettik...Ravandız,Musul,Adana,Eskişehir,Konya’dan sonra İstanbul’a geldik.’’                              

Yollarda bir çok akrabasını kaybeden Seyyid Abdülhakim Arvasi Hz. ’i önce Eyyüb Sultan Yazılı Medrese’ye yerleştirildi..Daha sonra Kaşgari Dergahının Şeyhliği,imamlığı ve vaizliği ile vazifelendirildi. 5 Ağustos 1919’da Sultan Vahideddin Han tarafından Süleymaniyye Medresesine Ordinaryüs Tasavvuf Profesörü olarak tayin edildi.Böylece hem camilerde vaaz ederek,hem de üniversitede hoca olarak din düşmanlarını susturmaya,sindirmeye başladı. Seyyid Abdülhakim Efendi din bilgilerinde ve tasavvufun ince bilgilerinde çok derin idi.Üniversite mensupları,fen ve devlet adamları çözülemez sandıkları şeyleri sormaya gelir,sohbetinde,dersinde bir saat kadar oturunca cevaplarını alır,sormalarına lüzum kalmadan, o bilgilerle geri dönerlerdi.Pek çok kerametleri görüldü..Çok mütevazi,alçak gönüllü idi.İslam âlimlerinin adı geçtiği zaman; ’’Bizler,o büyüklerin yanında hazır olsak sorulmayız..Gaip olsak,aranmayız..Bizler ,o büyükleri anlayamayız..Ancak,bereketlenmek için okuruz.’’ buyururdu. Halbuki,kendisi bu bilgilerin,bu yolun mütehassısı idi. Siyasete hiç karışmamış idi.Bölücülüğe karşıydı.Yemesi,içmesi,yatması,kalkmnası,konuşması,gülmesi,ağlaması,tüm hayatı Resullah Efendimizin hayatına ve İslamiyyete uygundu.Her hali istikamet üzere idi. ’’İstikamet,yani Allahü tealanın beğendiği doğru yol üzere olmak,kerametin üstündedir.’’ derdi...Sık sık, ’’Namaz,aman namaz,nerede ve ne şart altında olursa olsun mutlaka namaz kılın.’’ buyururdu. Bazı mübarek sözleri şöyledir : ’’Allahü tealaya inanan ve güvenen kimse neden mahrumdur.Allahtan mahrum olan ise neye maliktir.’’  ’’Ahmaklık,hatada israr etmektir.’’   ’’Haktan ve Hak yolundan başka her ne düşünülürse,hepsi ayrılık ve perişanlık yoludur.’’   ’’Din bilgileri,dünyada ve ahirette huzuru seadeti kazandıran bilgilerdir.’’   ’’Cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi İMAN eksikliğidir.’’   ’’Allahü teala,bize Fadlı,ihsanı ile tecelli etsin.Bizi fadlı ile korusun.Adaleti ile tecelli ederse yanarız.’’

İslam düşmanları,O’nun sohbet ve vaazlarından son derece rahatsız oldular.Çeşitli iftiralar atarak Eylül 1943 yılında tutuklatıp İzmir’e götürdüler..Çeşitli zulümlerden sonra Ankara’ya nakledildi.Yeğeni Seyyid Faruk Işık bey’in evinde 18 gün hasta yattıktan sonra 27 Kasım 1943’te vefat etti...Vefat anında hafif bir zelzele oldu. Ankara,hiç sevmediği bir yerdi.Yakınları,İstanbul’a defnetmek için izin alamadılar. Herkes mahzun,mahzun beklerken,evin kapısı çalındı..Kim olduğu,nereden geldiği belli olmayan bir ak sakallı kimse, ’’O’nu Bağlum’a götürünüz.Kendisine uygun yer orasıdır.’’ dedi ve kayboldu.. Bağlum’a getirildi..Oğlu,âlim ve veli,faziletli Seyyid Ahmed Mekki Efendi’nin isteği üzerine,çok sevdiği talebesi Hüseyin Hilmi Işık Beyefendi tarafından kabre indirildi,defnedildi,telkin verildi. Mübarek ruhları şad olsun... Seyyid Abdülhakim Arvasi hz. nin  Sahabe-i Kiram,İslam Hukuku ve Erriyaz-ut Tesavvufiyye isimli eserleri mevcuttur.                                                                   

Allahü teala,bizlere bu hakiki İslam büyüklerini tanımayı,sevmeyi,istifade etmeyi,Mahşerde de beraber haşrolmayı nasip ve ihsan etsin...Âmin....