SABETAYCILAR

SABETAYCILAR

29/10/2016

İddiamız şudur: Sabetaycılık meselesi tam anlamıyla araştırılmadan,bilinmeden,Sabetaycılar tam olarak tanınmadan, son 130 yıllık tarihimizi anlayamaz,aydınlatamayız.

Aslında insanların inançları asla tartışma konusu değildir ve olmamalıdır.,Ama, pratik uygulamada, Türkiye’nin gerçeklerinde çok güçlü,büyük bir ağırlığa sahip olan,yüksek mevkilerde bulunan Sabetayistlerin bir kısmı da açıkça İslam ve Müslüman düşmanlığı yaptıklarından milletimizin bunları tanımaları elzemdir.

1648 yılında, Yahudilerin çok kesif yaşadığı İzmir’de Sabetay Zwi (Sevi) adında bir haham ’’Mesih’’ olduğunu söyler. 1966 yılında bunu herkese ilan eder. Yahudi dualarını değiştirip,bazı yerlerine kendi ismini koyar. İstanbul hahmbaşısı bunu padişaha şikayet eder. 4. Mehmet’ten ve ölümden korkan Sabetay, müslüman olduğunu söyler,Mehmet Aziz ismini alır. Şeyhülislam Vânî Mehmet Efendi, bu adamın yalan söylediğini,gerçekte müslüman olmadığını anlar. Fakat, Hz. Peygamber Efendimiz bile münafıkları bildiği halde onlara bir şey yapmadığından,Sabetay ve cemaatine dokunulmaz. Gelibolu’da göz hapsine alınıp mecburi ikamete mecbur kalan Sabetay,burada ’’Sabetaycılık’’ dinini geliştirir. 18 prensipten oluşan bu yolu neşretmeye başlar. Bu prensiplerden en çok dikkat çekenler şunlardır. ’’Müslümanların âdetlerine ve ibadetlerine zâhiren uyulacak.Oruç tutulacak,kurban kesilecek. Müslümanlarla evlenilmeyecek. Müslüman bayramlarına hürmet gösterilecek.’’ Ilgaz Zorlu’ya göre Sabetaycılık,’’Luria Kabbalasından temellenen mesihçi doktrinin ulaştığı son noktadır.’’ Sabetay’a inananların bir kısmı onun su üzerinde yürüyerek kaybolduğuna,yine su üzerinden geleceğine inanırlar. Bunun için sabah erkenden su kıyılarına gidip ’’Seni bekliyoruz’’ diye dua ederler. Bunlar Türkiye’deki Yahudi Hahambaşılığına müracaat etmişler, Yahudi olduklarının resmen kabulünü istemişlerse de,reddedilmişlerdir. Bir temsilcileri İsrail’e gitmiş,onlar da sabetaycıları yahudi olarak kabul edemeyeceklerini söylemişlerdir. sabetay Sevi,Gelibolu’da, tarftarlarıyla gizli ayin yaparken yakalanmış,Sadrazam Fazıl Ahmet Paşa tarafından Arnavutluk’a sürülmüştür. 1675’te burada ölmüştür. Bundan sonra,Yakup Kserido cemaatin başına geçti. 1720 yılında Baruhyo Ruso adındaki kişinin Sabetay’ın ruhunu taşıdığına inananlar çıktı. Bu şekilde sabetaycılar 3 gruba bölündüler. Yakubiler,Kapancılar,Karakaşlar....Bugün dahi, mezarlıkları bile ayrıdır. Kesinlikle dışarıdan kız almaz ve vermezler...Sabetayistlerin içinden Mevlevi,Melami,Bektaşi şeyhleri, hatta Şeyhülislamlar (Hayatizade Emin Efendi) çıkmıştır. Selanik,İzmir,İstanbul en kalabalık oldukları yerlerdir. Avrupa ile içli-dışlı,yabancı diller bilen,zengin, entellektüel bir cemaat olduklarından,Osmanlının son dönemlerinde çok iyi örgütlenip, kilit noktalara geldiler. Osmanlı ülkesinde gizli,fiili bir iktidar kurdular. Sultan 2. Abdülhamid Han’ı tahttan  indirenlerin çoğu bu guruptandı. En meşhur sabetayist, Şemsi Efendi (Simon Zwi) dir. İstanbul-Üsküdar’da Bülbülderesi’nde Kapancı-Karakaş’ların mezarlığında yatmaktadır. Çünkü, bunların inancına göre de, Sabetay Bülbüllerin çok bulunduğu yere,bülbül sesine gelecektir. Şemsi Efendi,kendi mektebinden sonra,İstanbul’da fevziye Mekteplerinde Din Bilgisi muallimliği de yapmıştır. İzmir eski belediye başkanı Osman Kibar, Hüseyin cahit Yalçın, Hasan Tahsin (Osman Nevres), Halide Edip Adıvar, Ahmet Emin Yalman, Namık Zeki Aral (Rahşan Ecevit’in babası), Halil Lütfi, Fatin Rüştü Zorlu, Ahmet Salih Korur (Menderes’in müsteşarı), Sıddık Sami Onar, Emre Gönensay, Abdi İpekçi,İsmail Cem, Dinç Bilgin, Halil Bezmen, Sabiha Sertel, Halid Ziya Uşaklıgil, Câvid bey (İttihadçıların maliye bakanı) gibi isimler bu cemaatten çıkan ünlülerden bazılarıdır. 1924 mübadelesi ile Yunanistan’dan  Türkiye’ye göçüp çoğunlukla İzmir’e yerleştiler.Önce melamilik tarikatına girdiler,sonra masonlukta yükseldiler. Türkiye’de sinema ve matbuat dünyasına da hakim olan Sabetaycılardan bakan,müsteşar,milletvekili,vali ve profesörler de çıkmıştır. İstanbul Fevziye Mektepleri,Şişli Terakki Lisesi gibi okulları da halen faaliyettedir. Türkiye’deki müslümanlara attıkları en büyük kazık ise, ’’Mum söndü’’ olayını Alevi kardeşlerimize yamamak olmuştur. Oysa ki bu gelenek tamamen sabetayistlere aittir. Bu konuda geniş bilgi edinmek isteyenler Ilgaz Zorlu’nun ’’Evet Ben Selanikliyim’’ kitabını mutlaka okumalılar... Osmanlının son döneminde ve Türkiye’de yönetimde bu kadar güçlü olan bir topluluğun milletimiz tarafından tanınmadığı ve milletimize tanıtılmadığı kanaaatindeyim.

Öyle görülüyor ki, Müslüman-Türk milleti olarak, daha çok yapacak işimiz var,daha çok kök sökeceğiz !!!...