OLMADI SAYIN PROFESÖR !

OLMADI SAYIN PROFESÖR !

29/09/2016

Arafatta kurduğumuz klimalı çadırlar sayesinde hacılarımızın güneş çarpmasından ölmelerini engelledik. Bu sözler Diyanet İşleri Başkanı sayın profesöre ait ! Hoca demek içimden gelmiyor,kalbim elvermiyor. Makamı,mevkii ne olursa olsun,bir Allah dostunu tanımayan,bir mürşid-i kâmilden feyz almayan kimseler,profesör de olsalar,böyle çuvallıyorlar işte ! İmanla küfrü,imanla şirki bile ayıramıyorlar.Konuştuklarının,sözlerinin nereye gideceğini kestiremiyorlar. Hayat veren,can veren,nimet veren Allahü tealadır.( Celle Celalühü) Mülkün yegane sahibi ve Halıkı odur. Eşi,ortağı,benzeri,şeriki yoktur. Dilediğine,dilediğini verir. Dilediğinden,dilediğini alır. Kâdir-i mutlaktır. Hakîm-i mutlaktır. Hâkim-i mutlaktır. Bir kulunun ölümünü diler,irade ederse,bunu hiç kimse,hiçbir klima engelleyemez. Tedbir almak,sünnet-i seniyyedir. Takdir ise Allahü tealanındır. Tedbir,takdiri engelleyemez. Şöyle deseydiniz; Hacılarımızı rahatlatmak,serinletmek için,güneş çarpmasından korunmaları için tedbir aldık.Klimalı çadırlar sayesinde inşaallah rahat ederler. İşte o zaman,salih bir mümin gibi konuşmuş olurdunuz. Ölümü engellemek kim,siz kim?! Azrail aleyhisselam,sizin emrinizde mi?!

Ama normaldir ! İlahiyatçı prof.lar,akademisyenler yıllarca FETÖ sapığının Abant toplantılarına taşındılar,Diyanetten ses çıkmadı. Üç dini birleştiriyoruz,hilalle haçı buluşturduk, dediler,sustunuz. Dinlerarası diyalog dediler,Vatikanın projesini savundular,bir sürü ilahiyatçı,akademisyen bunu alkışladı,destekledi,pişkin pişkin baktınız. Camilere VIP koltuklar,çekyatlar,sandalye ve tabüreler koydular,camileri kiliseye benzettiler, tüm ikazlarımıza rağmen ses çıkarmadınız. Sevgili Peygamberimizin doğumu olan Mevlid i Kutlu Doğum Haftası adlı saçma salak bir ifade ile çalgılarla,musiki ile kutladılar,göz yumdunuz,törenlere katıldınız. İslamda tüm ibadetlerin Kameri aylara göre olduğunu bildiğiniz halde, İngilterenin,Amerikanın,masonların bu İslamiyyeti içinden yıkma faaliyetlerine Diyanet teşkilatı olarak hiç karşı gelmediniz,üstelik desteklediniz. 12 Eylülden sonra,1982 yılında sebebi bilinmeyen bir şekilde,durup dururken namaz ve imsak vakitleriyle oynadınız.temkin vaktini kaldırdınız. Ne idüğü belirsiz sapık ilahiyetçılar Ayet ve Hadisleri halkın önünde fütursuzca tartışırlarken,İslam durmadan yara alırken sizden Allah rızası için bir tepki hiç gelmedi. Şimdi de,bir ilah olmadığınız kalmıştı,onu da oldunuz.Hacılarımıza hayat veriyorsunuz !!! Kıymetli okuyucularım, Türkiyenin başında bu kadar bela,musibet,mesele varken,bula bula bunu mu buldun yazacak diyebilirsiniz. Ben müslümanım diyenler için, Allah ve resulünden kopmak,İmanı ve küfrü ayıramamak,Ehl-i Sünnet itikadını kaybetmekten daha büyük bela ve musibet yoktur. Bu belaya düşenlere başka bela ve musibetler de gelir ! 16.04.2013 tarihinde Diyanet İşleri Başkanına yazdığım ve halen cevap alamadığım mektubumu aynen yazıyorum.İnsafınıza ve vicdanınıza sunuyorum. 

Sayın Diyanet İşleri Başkanı,İseviliği ve Museviliği din adamları bozdu.  Vahyi değiştirdiler.Kilise ve Havralara haram olan şeyleri soktular. Şimdi sıra camilerde mi? Kafir ve müşriklerin İslam düşmanlığını anlarım.Bozmaya da çalışırlar,yok etmeye de ! Ancak,bunu imam,müezzin,müfti,vaizler yaparsa ne olacak? İslamiyyet içinden bozulur,yıkılır. Kale,içeriden fethedilir. Ziya Gökalpin, Abdullah Cevdetin camilere oturak ve sıra koymak hususundaki teklifleri aklıma geliyor. Cami görevlileri de onları aratmıyor. Yakındır,her nevi çalgı aleti de camilerimize girer, namazlar,ilahiler,mevlidler onlarla kılınır,okunur. Dışarıda tazı gibi gezen sağlıklı insanlar bile sandalyede namaz kılıyorlar. Lütfen,Allah aşkına bu yozlaşmaya Dur deyiniz. Mektubumun ekindeki fotoğraftaki caminin ve tüm koltuk,tabure,sandalye koyan camilerin görevlilerinden şikayetçiyim. Şayet,gerekeni yapmazsanız, Allah rızası için bu gidişe dur demezseniz,sizden de Allahü tealaya davacıyım. Gereğini arz ederim.    

Ben daha ne yapayım?! Daha önce de yazdığım gibi,bunlar sadece profesör,akademisyendir.İslam Alimi değildirler.Böyle saçmalamaları da gayet tabiidir. Olmadı sayın profesör,olmadı ! Tuz kokmaz ama,maalesef Diyanet İşleri reisleri ve Diyanet camiası olarak tuzu da kokuttunuz. Allahü teala önce sizi islah etsin,size hidayet etsin !

Cümle eşya Halıkındır,kul eliyle işlenir.

Emr-i Bâri olmayınca,sanma bir çöp deprenir.

Vesselam !