O Zaman Neredeydiniz?

O Zaman Neredeydiniz?

07/03/2015

Şehrin gündemini 7 Haziranda yapılacak olan milletvekilliği seçimleri oluşturuyor. Aslında çok talihsiz bir durum bu çünkü şehrin gündemini 18 Mart ve 100. yıl oluşturmalıydı. Seçime girecek partilerin aday adayı sayısı 50yi aşmış durumda. Maşallah arı gibiler, hemen her yerde bir kaç aday adayı görmek mümkün. Düğün, sünnet gibi özel bir programı olanlara tavsiyemdir, organizasyonunuzu bu aralar yapın, hem siyasilerin boy göstermesi için hem de küçük altınları göğsünüze takmak için çok güzel bir imkan yaratmış olursunuz.

Aday adaylarının büyük çoğunluğu kontrolsüz şekilde her yerde olmaya, her konuda birşey söylemeye çalışıyor bu iyi bir şey mi, bence değil. Çünkü vatandaş bu durumu sorguluyor ve samimiyetsiz buluyor. Yıllardır Çanakkalede yaşadığını söyleyen, yedi sülalesinin Çanakkaleden olduğunu iddia eden birçok ismi ben daha yeni gördüm diyor. Oysa onlar hep aramızdaymışlar, inandıkları davanın her dönemde savunucusu olmuşlar!

            İktidar partisinin aday adaylarından birçoğuna HADİ ORDAN, desek yeridir. Çünkü gezi parkı olaylarında tek laf etmeyen, 17-25 Aralık darbe girişimi sonrasında tek laf etmeyen “davanın yegane” savunucularına vatandaş soruyor; “biz sizi o zamanlar hiç bir yerde görmedik, nerelerdeydiniz?” Bugünlerde hemen her yerde boy boy posterleri olan, gazetelerin manşetlerinden karizmatik fotoğraflarla süslü cümleler kuran aday adayları siz malum günlerde neredeydiniz? Ben sormuyorum, vatandaş soruyor.

            Aday adaylarının birçoğu bu sorulara cevap ver(e)mez ama ben vereyim hadi. Gezi Parkı olaylarında tek kelime etmediniz, çünkü malum Çanakkalede yaşıyoruz onlar çoğunlukta diyerek, ticaretimize bakalım, tepki çekmeyelim, germeyelim dediniz. Tencere tava çalanlarla, sosyal medyada kömürle çalışır diye hakaret edenlerle yanak yanağa pozlar verdiniz. O dönemde başıma gelen bir olayı da sizinle paylaşmak isterim“Sen Sahip Çıkmazsan, Devlet Sahip Çıkar” başlığıyla 13 yaşındaki gezi sanığının ailesiyle ilgili yazmış olduğum bir yazından dolayı tehditlerden dolayı az daha aforoz ediliyordum. Savcılığın devreye girmesiyle şükür başımıza bir iş gelmeden o süreci atlattık.

            17-25 Aralık darbe girişimi sonrasında da bu tablo değişmedi, oy kaygısıyla, ya da kaba et korkusuyla teşkilatın içinde ve dışında partiye “gönül vermiş” birçok insan süreçte tek kelime etmedi. Sayın Cumhurbaşkanımızın tavır alın, tavır alın diye meydanlarda sesi kesilene kadar bas bas bağırmasına rağmen, şu andaki aday adaylarıdan ve teşkilat mensuplarından kimlerin tavır almadığını çok iyi biliyorum. Allahtan arşivler var, hatta daha bundan 3-5 ay öncesine kadar cemaatin propoganda yapımlarından olan Birleşen Gönüller filminin toplu gösterimlerinde boy gösteren parti mensuplarını, aday adaylarını herkes biliyor, hatta filmi izlediler diye gazetelere haber dahi yaptırdılar.

            Şimdi ben bunlar neden mi anlatıyorum, birilerinin yaptığı gibi kimseyi hedef felan gösterecek yada ocu, bucu diye yaftalayacak değilim. Bunları söylememin nedeni insanların zekasıyla dalga geçen, sözde dava adamlarının ve onların yardakçılarının pişkinliklerine dayanamıyorum da ondan bunları söylüyorum. Lütfen, pişkinliğin de bir sınırı var. Eğer sınırları zorlarsanız birileri de çıkar arşivleri önünüze koyar, o yüzden kiminle neleri konuştuğunuza dikkat edin. En önemlisi de yardakçılarınızın zincirlerini sıkı tutun, sıkı tutun ki salyaları temiz insanların üzerine bulaşmasın.