Made İn England-3

Made İn England-3

28/11/2015

Osmanlı devleti parçalanınca,dünya birbirine girdi.Osmanlı imparatorluğu,tampon gibi bir devletti.Müslümanlar için bir hâmî (koruyucu) ve kafirlerin birbirlerine girmemesi için de bir mâni idi.Sultan Abdülhamid handan sonra,hiçbir memleketde rahat ve huzur kalmadı.Avrupa devletlerinde,birinci cihan harbinde,sonra ikinci cihan harbinde,daha sonra da komünizm istilası ve zulmü altında,kan ve katliam hiç bitmedi.                                                                        

İngilizlerle birleşip Osmanlıları arkadan vuranlar,hiç rahat yüzü görmediler.Sonra yaptıklarına pişman oldular.Hatta,hutbeleri takrar Osmanlı halifesi adına okutmaya başladılar.İngilizler tarafından Filistine İsrail devleti kurulunca,Osmanlıların kıymeti anlaşıldı.Filistinlilerin İsrail zulmü altında hangi vahşetlere uğradıklarını bilmeyen yoktur.1990 senesinde,Mısır hariciye nâzırı İsmet Abdülmecid,( Mısır, en rahat,en huzurlu günlerini Osmanlılar zamanında yaşadı.) demiştir.                                               

Hristiyan Avrupa ve Amerikanın menfatinin bulunduğu her yerde,hristiyan misyonerleri bulunur.Misyonerler,hristiyanlığı yaymak,hâşâ tanrı dedikleri Hz. İsa aleyhisselama hizmet,huzur,sulh, ve sevgi götürmek gibi sözler arkasına gizlenmiş,menfat avcıları,huzur bozuculardır.Daha mühim vaziferi ise,gittikleri memleketleri hristiyan devletlerine bağlamaktır.Misyonerler,gidecekleri memleketlerin dillerini,örf ve âdetlerini gayet iyi öğrenirler.Her gittikleri devletin siyasi,askeri,coğrafi,iktisadi ve dinî yapısını en ince teferruatına kadar öğrenerek,hristiyan devlete jurnal ederler.her yerde,kendilerine dost olacak kimseleri bulur ve bunları satın alırlar.Bu kimseler,yerli ahalinin isimlerini taşır,fakat ya hristiyanlaştırılmış bir cahil veya satın alınmış bir haindir.Misyoner olacak kişi vazife göreceği memlekette yetiştirilir veya o memlekette yetişmiş bir misyoner tarafından yetiştirilir.                                      

Mason Reşid paşanın hazırladığı (Gülhane Fermanı)ndan sonra,Osmanlı devletindeki misyoner faliyetleriarttı.Anadolunun en güzel yerlerine kolejler açıldı.Fermandan 21 sene sonra,Harputta Fırat Koleji açıldı.Bu bina yapılırken hiçbir masraftan kaçınılmadı.Bu arada misyonerler,Harput ovasında 62 merkez kurmuşlardı.21 kilise yapılmıştı.66 ermeni köyünden 62sinde misyoner teşkilatı kurulmuş,her üç köy için bir kilise yapılmıştı.Yediden yetmişe,tüm ermeniler Müslümanlara ve Osmanlıya karşı düşman edilmişlerdi.Misyoner kadınlar da,ermeni kadınlarını ve kızlarını bu hususta yetiştirmek için,büyük gayret sarf etmişlerdi.Meşhur kadın misyoner Maria A. West,neşrettiği (Romance of Mission ) kitabında " Ermenilerin ruhuna girdik,hayatlarında ihtilal yaptık" demektedir.Bu faliyet,ermenilerin bulunduğu her yerde yapıldı.Gaziantepte,( Antep koleji),Merzifonda (Anadolu koleji),İstanbulda (Robert kolej) bunların başlıcalarıdır.Mesela Merzifondaki Anadolu kolejinde hiç Türk talebe yoktu.135 talebeden 108i ermeni,27si rumdu.Bunlar Anadolunun her yerinden toplanmış yatılı talebelerdi.Okul müdürü bir rahipti.Bu arada Anadolu kaynamaya başladı.Ermeni komiteciler,Müslümanları katlediyor,Müslüman köylerini yakıyordu.Bu ermenilerin takibi sonucu bu kolejde yuvalandıkları,bütün çalışmalarını burada yaptıkları,başkanlarının da Kayayan ve Tumayan adlı kolej öğretmenleri olduğu anlaşıldı.Bunun üzerine misyonerler tüm dünyayı ayağa kaldırdı.Bu iki hain ermeniyi kurtarmak içinAmerika ve İngilterede büyük yürüyüşler yapıldı.Bu okulun müdürü de bu yürüyüşlerde yer aldı.Anadoluda ermenilerin yaptığı katliamlar,hristiyan kitaplarında aksine çevrilerek yazıldı.                                                              

Gaziantepindefter-i hâkânî memuru Eyyüb Sabri Efendinin 1978de İstanbulda neşredilen ( Esaret hatıraları) kitabında diyor ki;( İngilizlere göreMüslümanlara zulm ve hakaret etmek,milli bir vazifedir.Yirmibinden fazla müslüman esirin1919da,Mısırın Abbasiye hastanesinde gözleri oyulmuş,kolları,ayakları kesilmiştir.Esirleri anadan doğma soyup,ingiliz binbaşının önünden geçirirlerdi.Esirler arasındaki hoca Abdullah Efendi,hiç olmazsa edep yerlerimizi mendil ile örtmeye izin verin diye çok yalvardı.İzin vermediler,alay ettiler.Yafa belediye reisi Ömer Baytar efendi,Akka mebusu,dördüncü ordu müfettişi Esad Şakir efendi,birçok âlim ve şerifler,Nablus idare meclisi azası Seyfeddin efendi de aramızda idi.Geçmiş asırlardaki vahşetler ve engizisyon zulmleri,İngilizlerden çektiğimiz işkenceler yanında hiç kalır.Dünyada hiçbir milletin yapamayacağı zilleti,alçaklığı ingilizler yaptılar.)                                    

20. yüzyılın en büyük İslam âlimi ve Velîsi olan Esseyyid Abdülhakim Arvasi Hazretleri İngilizler için şunları söylemiştir. " İslamın en büyük düşmanı İngilizlerdir.İslamiyyeti bir ağaca benzetirsek,başka kafirler,fırsat bulunca bu ağacı dibinden keser.Müslümanlar da bunlara düşman olur.fakat bu ağaç bir gün filiz verebilir.İngiliz böyle değildir.Bu ağaca hizmet eder,besler.Müslümanlar da onu sever.fakat,gece kimse anlamadan köküne zehir sıkar.Ağaç öyle kurur ki,bir daha süremez.Vah vah çok üzüldüm diyerek Müslümanları aldatır.İngilizlin,İslama böyle zehir salması demek,para,mevki ve kadın gibi,nefsani arzular karşılığında satın aldığı yerli münafıkların,soysuzların elleri ile,İslam âlimlerini,İslam kitaplarını,bilgilerini ortadan kaldırmasıdır."                                                                     

İngilizlerin bu faliyetleri,çeşitli kanallarla,çeşitli insanlarla devam ettirilmek istense de,milletimiz ve devletimiz de uyumuyor!!!  Rahmetli Cemil Meriçin şu sözünü tekrar ederek yazımı bitiriyorum.  " Şeytan,insan için neyse,İngiltere de dünya için odur."                                 

Bizden söylemesi!