Kilisede Yapılanı, Biz de Camide Yapalım!

Kilisede Yapılanı, Biz de Camide Yapalım!

23/07/2016

Öğrenci sayısı 50 bine yaklaşan ÇOMÜ’nün Terzioğlu Kampüsü içinde, dev bir cami inşaatı yükseliyor. Terzioğlu Kampüsü Camii ve Müştemilatını Yaptırma Yaşatma Derneğinin yapımını üstlendiği ve temeli 2014’te atılan ÇOMÜ Terzioğlu Yerleşkesi Camii’nin kaba inşaatı tamamlandı. Toplam 6 bin metrekare kapalı alana sahip caminin 10 bin kişi kapasiteli, altı minare ve 2 şerefeli olacağı bildirildi. Bu yaz aylarında caminin 6 minaresinin de inşaatının tamamlanmasının hedeflendiği belirtildi. Caminin başlanacak ince işlerinin ihalesi de yapıldı. Yaklaşık olarak 20 milyon liraya mal olması beklenen cami inşaatının finansmanının Diyanet Vakfı’nca karşılandığı açıklandı.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer, inşaatı devam eden caminin Çanakkale’nin en büyük camisi olacağını belirterek, "Üniversitemiz kampüsü içinde böylesine önemli, büyük ve estetik cami olmasından dolayı gurur duyuyoruz. Bittiği zaman farklı bir görünüm olacak.”

Bu caminin yapılmasından gurur duyuyoruz çok değil daha 10 yıl öncesinde başı örtülülerin alınmadığı bir üniversiteden şimdi camileri olan bir üniversiteye, bu çok kıymetli, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar kıymetli….

Lakin bu cami ile ilgili çok önemli bir sorun ile karşı karşıyayız. Cami 10 bin kişilik, kışın burasını sadece ısıtma gideri 20 bin lira civarında bir para tutacaktır. Ve caminin tam kapasite dolması ise maalesef hayal, bu da biz Müslümanların utancı olsun. Mabetler aslında sembollerdir bu cami de şehrimizin önemli bir sembollerinden birisi olacaktır. Bu sembole çok farklı anlamlar yüklemek ise bizim elimizdedir.

Almanyadan bir örnek vererek, Üniversite kampüsü içinde inşaat edilen caminin alt katındaki çok geniş alanı nasıl değerlendirebiliriz ve bu sembole çok farklı bir anlam yükleyebiliriz konusunda “Neden olmasın? diye sorabiliriz kendimize…

Almanyada kilise çok güçlü bir yapıya sahiptir. Pek çok kilisenin bünyesinde kreşler ve bazen de özel okullar mevcuttur. Kreşlere 3 yaşından itibaren her çocuğun gitmesi zorunludur. Ailenin maddi durumu kreşin giderlerini karşılayamayacak durumda ise devlet bu ailelere yardımcı olmaktadır. Belediyeler ve dini olmayan kesime ait olan kreşler olmasına rağmen, bunların sayısının az olması ve son yıllardaki eğitimlerinin zayıflığından dolayı kreşlerin çoğu kiliselere geçmektedir. Papazlar kiliselerin olduğu gibi kreşlerin de doğal yöneticisidir.

Bu model bu şekliyle Türkiyede uygulanamaz kabul, zaten sözde aydınlar böylesi bir durumda bizleri taşlarlar. Ama en azından caminin hemen alt kısmında yer alan bir kreşte çocuğumuzun eğitim alması neden olmasın?