İLM-İ SİYÂSET

İLM-İ SİYÂSET

25/10/2015

Yazdıklarımın politika ile,siyasi görüşlerle neden ilgili olmadığını düşünenler mutlaka vardır.                                                                                            

Şuna inanıyorum ki;siyasi görüşü ne olursa olsun,satılmış,terörist,anarşist,bölücü,fitneci olmaması kaydıyle insanlarımızda Türkiye sevgisi,Vatan,millet sevgisi mutlaka vardır.Siyaset,ilimdir,bilimdir.Osmanlı’da medrese ve tekkelerde " İlm-i Siyaset " adıyla okutulur,öğretilirdi.İlm-i siyasetin son,en büyük dehası da,2. Abdülhamid Han’dır.                                                                            

üOysa ki,politika farklı!...Menfaatler,şahsi kazançlar,sahte dostluklar,mal,makam,mevki hırsı,kişilerin kendi nefsleri,!!!! Nefs-i mücessem haline gelmiş insanlar,dağlar kadar büyümüş nefsler,ene,ego,ben,ben,ben !!!! Put haline getirilmiş politika !!! Öyle ya; Poli,çok demektir,tika da yol ! Politika,yani,çok yol,yani,her yol Ankara !!!                                                                                        

Neden,böyle insanları birbirine düşman eden,basit ,gündelik çekişmeleri,asla net bir sona ulaşmayacak polemikleri,vatana,millete,dünyamıza ve dinimize bir faydası olmayacak,mâlâyâni ifadeleri,kısır döngü ve tartışmaları köşeme taşıyayım?Necip Fazıl ne güzel söylemiş: " Parti bölücü alet,Batıdan hibe bize. "

 Vaktiyle bir talebe,medrese eğitimini tamamlamış,din ve fen ilimlerini tahsil etmiş,öğrendiklerini insanlara öğretmeye can atıyor,acele ediyor.Hocasından izin isteyip,yola çıkacak.Hocası der ki;" Evladım,evet,iyi yetiştin,çok ilm öğrendin,ama gel birkaç hafta da ilm-i siyaset talim edelim." Talebe, " Aman hocam,siyasetten bana ne,öğrettiğiniz ilmler yeter." der.Hocasının rızası olmasa da,medreseden ayrılır,yollara düşer.

Bir Cuma günü,bir köye uğrar.Camide bir hoca vaaz vermektedir.Söylediklerinin çoğunun da İslamiyyetle ilgisi yoktur.Kafasından uydurmaktadır.Genç mollanın canı sıkılır,kızar.Ayağa kalkar," Ey ahali,hoca diye dinlediğiniz bu adam bir yalancı,söylediklerinin çoğu uydurma.İslami ilimlerle alakası yok." der.  Köy halkı,meğer bu çakma hocayı çok severlermiş.Genç mollayı ele alıp bir döverler,bir döverler...Zavallı,kan revan içinde dergaha,hocasına geri döner.Hoca,dediği gibi,bir müddet de ilm-i siyaset talim ettirir." Artık gidebilirsin." der.

Genç hocanın yolu,birgün aynı köye,aynı camiye düşer.Yine o uydurukçu hoca vaaz vermektedirGenç ,ayağa kalkar ve der ki; " Ey cemaat,beni hatırlarsınız.Sizden ve bu mübarek hocadan özür diliyorum.Ben onun kıymetini anlayamamışım.Hocanızın ne kadar kıymetli,mübarek olduğunu öğrendim.Hatta,sizin bile bilmediğiniz bir şeyi de öğrendim.Bu hoca efendinin sakalından bir kıl koparıp saklayan Cennet’e girecektir,inanın." Bunu duyan cami cemaati çakma hocanın başına üşüşürler.Adamın yüzü kandan tanınmayacak hale gelir,öyle bir kaçar ki,bir daha da asla geri dönmez.

 İLM-İ SİYASET, işte budur.

2. Abdülhamid Han’dan sonra,biz ilm-i siyaseti bilen,uygulayan olmaktan çıktık,kendisine uygulanan bir millet haline geldik.Günlük politikalarla başımız döndü.Türkiye düşmanlarını,Müslüman-Türk düşmanlarını,millî tarihimizin,millî kimliğimizin düşmanlarını göremedik,bilemedik,kendimizden sandık,anlayamadık.Birbirimizi düşman bellettiler. Ah,o politika !!!!

Seçimler yaklaştı...Hiçbir partiye kayıtlı filan değilim,hiç olmadım.Milletimizin,vatanımızın bekası ve selameti için en uygun gördüğüm partiye oy verir geçerim.Bugüne kadar da hiçbir parti ve aday için kimseden oy istemedim.Bir kişi hariç!!! Rahmetli,canım ağabeyim Sıtkı TURAN......İstanbul Üniversitesindeki ilk günümde,18 yaşımda,ilk defa Ehl-i Sünnet Vel-Cemaat Müslümanlık ifadesini ondan duymuştum." Herkes Müslümanım diyor.Ama itikadın Peygamber Efendimiz ve Eshabınınki gibi olması lazım.Günümüzde Vehhabi;şia,Mutezile,Rafizi,mezhepsizler Müslüman olduklarını iddia ediyorlar.Ama,itikadları bozuk.Önemli olan,itikadın Ehl-i Sünnet olmasıdır." demişti.Samimi bir Müslüman,milletine aşık,tarihine,kültürüne bağlı bir Türk’tü.Dürüst,şerefli,örnek bir insandı.Allahü Teala mekanını Cennet etsin. Bunları niye yazdım,biliyor musunuz?Vefatından 3 ay kadar önce,son görüşmemizde bana,hala düşündüğüm ve çözemediğim şu sözleri söyledi. " Mustafa,yanlış yapmışız kardeşim.Oralar bize göre değilmiş,bizim yerimiz değilmiş.Oraya gitmememiz lazımmış."

Daha fazla bir izahatta bulunmadı.Bu sözler,benim beynimde bir burgu oldu.Boş söz söyleyecek adam değildi rahmetli !

Bazıları da oraya gitmek için can atıyor! Bahanesi de,millete hizmet,halka hizmet! Tüm meslek gurupları,milletine,vatanına hizmet etmiyor mu? Ah, şu politika ! 

Ne gariptir ki; İngiltere,Japonya,Hollanda,İspanya gibi gelişmiş ülkeler hala krallıkla,kraliçelikle,imparatorlukla yönetildikleri halde,halkları asla karşı çıkmıyorlar.İngilterede yazılı anayasa yoktur.Kraliçenin ağzından çıkan ,anayasadır.Japon imparatoru,kutsaldır,güneşin oğludur.

Ha,unutmadan,bir de,gerçek iki diktatör var dünyamızda! Birisi,kendi saç traşı şeklini ve kendi isminin konulmasını halkına yasaklayan,eniştesini köpeklere parçalatan Kuzey Kore lideri.Diğeri de,yüzbinlerce kadın,çocuk,yaşlı,genç sivil insanı,Müslümanı katleden Nusayri Beşşar !

İLM-İ SYASET’i öğrenmemiz ve politikayı terketmemiz lazım,âcilen !!!                                                 

Bizden söylemesi!