Devleti Zarar Ettirerek, Devlet Adamı Nasıl Olunur?

Devleti Zarar Ettirerek, Devlet Adamı Nasıl Olunur?

21/12/2017

15 Kasım tarihinde yapılan Çanakkale Devlet Hastanesi kantin ihalesi kamuoyunda türlü iddialarla yer bulmuştu hatırlarsanız. 19 firmanın katıldığı ihale 3 saat 40 dakika sürmüş ve kıran kırana bir mücadele sonucu yıllık 1 milyon 701 bin lira veren bir firma, 3 yıllık işletme hakkını elde etmişti. İhale iptal oldu, sebebi ise tamamen teknik bir konu, ihale ilanı belirtilen süreler içinde yerel bir gazetede yayınlanmaması gibi bir durum söz konusu.  19 firmadan hiçbiri iddia edildiği bu ihalede şaibe var gibi bir sebepten dolayı ihale iptal edilsin başvurusunda bulunmadı, çünkü öyle bir durum yoktu ve her şey kameraların kayıt aldığı, gözler önünde oldu.  İhale önümüzdeki günlerde yeniden yapılacak, bu süre zarfında da kantin devlete ait olan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İktisadi işletmesi tarafından işletiliyor, gelen vatandaş mağdur en azından vatandaşın asgari ihtiyaçlarına cevap verilsin diye böyle bir çözüm bulunmuş.

Hastane kantin ihalesini 1 milyon 701 bin liraya yapılmış olması, aynı şartlarda belki ikinci ihalede 2 milyonu bulacak olması anlamına gelir. Aslında bu durum çok da doğru bir şey değil. Ben işin bu kısmıyla ilgili olarak birkaç öneride bulunmak istiyorum. Yaklaşık 2 milyon lira bedelle ihale edilen bu kantin ihalesinde firma maliyetini çıkarmak için haklı olarak çayı en az 2-3 liraya, tostu 3-5 liraya, suyu 1 liraya belki de daha fazlasına satacak.

Çanakkale Sağlık İl Müdürlüğüne önerim ise devleti zarar ettirmesi evet evet zarar ettirmesi…! Dün yaklaşık 2 milyona ihale ettiği kantini, bugün 500 bin liraya en fazla 1 milyona ihale etmesini teklif ediyorum.

Nasıl mı, müdürlük kantin ihalesi şartnamesinde hastaların en çok satın aldığı 20 kalem ürünün hangi fiyattan satılacağını belirler ve ihaleye giren firmalara demiş olur ki; Devletimizin Allaha şükür vatandaşına en güzel hizmeti sunuyor, hastanemiz 5 yıldızlı otel kalitesinde, vatandaşlarımız ücretsiz olarak bu hizmetlerden faydalanıyorlar. Devletimiz böylesi bir imkânı sağlamışken, biz de karınca devletimizin ortaya koyduğu bu misyonla hareket etmeliyiz. Burası kordonda bir kafeterya değil, burası hastane kantini, şehrin dört bir yanından ve kırsaldan insanlar buraya şifa bulmak için mecburiyetten geliyorlar, vatandaşlarımız buraya ulaşmak için zaten türlü zorluklar çekiyorlar. Şuracıkta bir çay içmek, karnını doyurmak isterse acaba ne kadar tutar diye düşünmemeli. O yüzden biz 20 kalem ürünün fiyatını, maliyetinin az biraz üstünde belirledik, mesela çay, su 50 kuruş olacak…”

Böylesi bir duruş ve devlet adamlığı küçücük bir kantin ihalesinde kendini gösterse ne güzel olur değil mi?