Başka Lider ‘Sokağa Çıkın’ Çağrısı Yapsaydı Aynı Karşılığı Bulabilir miydi?

AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider; “15 Temmuz 2016’da ise millet seçtiği ve peşinden gittiği lidere baktı. Erdoğan, teslim olmayacağını söyledi, kendisi de dahil milleti direnişe çağırdı. Millet O liderin samimiyetine güvenerek tereddüt etmeden meydanlara aktı. Şayet Erdoğan veya Erdoğan gibi milletiyle bütünleşmiş, milletinin değer, inanç, tarih ve medeniyetine sahip çıkmış bir lider değil de, milletine zulmeden, halkla arasında uçurum bulunan, milletin inançlarını hor gören ve yasaklayan bir başka lider ‘sokağa çıkın’ çağrısı yapsaydı aynı karşılığı bulabilir miydi? Bu soruya ‘evet’ demek imkansız.” Dedi.

15 Temmuzun yıl dönümünde konuşan Gider şunları söyledi;

Çocuklarım Erdoğan’a Ağlamayacak Allah’ın İzniyle

Kahramankazan’dan Akıncı’daki 4. Ana Jet Üs Komutanlığı önüne giden 70 yaşındaki Gazi Mustafa Zorova’nın sözlerini duymuşsunuzdur.  Mustafa Amca, kendini sokağa atma sebebi açıklarken, komşusunun, “Darbe olmuş, Erdoğan’ı da Menderes gibi asacaklarmış.” sözü olduğunu söyledikten sonra, “Üzerimi bile giymeden sokağa atıldım” diyordu. Benzer bir sözü bir hanımefendi söylüyordu; “Babam Menderes’e ağladı, ben Özal’a ağladım, çocuklarım Erdoğan’a ağlamayacak Allah’ın izniyle. Buna izin vermeyeceğiz”

Abilerimiz, Analarımız, Babalarımız O Utanç Günlerini Yaşadı Ve Hala Da Anlatıyorlar 

27 Mayıs darbesine bizler yetişemedik, fakat abilerimiz, analarımız, babalarımız o utanç günlerini yaşadı ve hala da anlatıyorlar. Türkiye tarihinde ilk kez millet tarafından püskürtülen 15 Temmuz darbe girişimine kendini siper eden insanımızın ifadeleri aslında, hem Erdoğan -Menderes benzeşmesini, onların millette bulduğu karşılığı, hem de milletimizin hafızasında derin yaralar açmış olan 27 Mayıs kanlı darbesinin yaşattığı travmayı göstermesi açısından çarpıcıdır. 

Menderes’e Atılan İftiralar ile Erdoğan’a Atılanlar Benzer

O dönemde medya, Menderes ve arkadaşlarına karşı akıl almaz iftiraların propagandasına başlamış, üniversiteler hükümete muhalefetin yuvasına dönüşmüştü. Askeri okul öğrencileri kışkırtılıyor, ülkeyi Menderes’in kutuplaştırdığı iddia ediliyordu. Bugün duyduğumuz ‘Diktatör, yasakçı,  baskıcı, yandaş, gibi milleti aşağılayıcı ifadeler Demokrat Parti iktidarı ve Menderes için de yıpratma amaçlı kullanılıyordu. Sonunda, 27 Mayıs 1960’ta, Kurmay Albay Alparslan Türkeş’in ‘TSK olarak yönetime el koyduklarını’ radyodan halka duyurmasıyla, zaferlerle başlayan Menderes iktidarının sonuna gelinmiş oldu. Adnan Menderes, 27 Mayıs 1960 günü, Albay Muhsin Batur tarafından Kütahya’da gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü. İktidarında GSMH’yı yılda yüzde 9 büyütmek gibi bir ekonomik başarıyı sağlayabilmiş ve halk tarafından büyük sevgiyle karşılanmış olan Başbakan Menderes, artık idam cezasıyla yargılanan devrik bir liderdi. Fazla bir zaman geçmeden de halkın destek verdiği meclis ve iktidar süngüyle ezdirildi. Böylece milletin iradesi, millet nam ve hesabına ortadan kaldırılmış oldu. Bir yıl sonra 16-17 Eylül 1961’de de iki bakanı ile birlikte idam edildi. 

27 Mayıs Sabahı Darbe Bildirisi Okununca, Tankların Önüne Çıkan Olmamıştı

Enteresandır; Menderes 26 Mayıs’ta İzmir’de miting yaptığında 100 bini aşkın kişi vardı. Ancak 27 Mayıs sabahı darbe bildirisi okununca, tankların önüne çıkan olmamıştı. 

O dönem tabii TV yok, internet bulunmuyor, TRT radyosundan bildiri okununca, gazeteler zaten emre amade. İlk kez bir darbe ile karşılaşan millette, bugünkü anlamda bir demokrasi bilinci de fazla oluşmamıştı. 27 Mayıs utancı on yıllarca bayram olarak kutlatıldı bu millete. Yalan ve uydurma masallarla. Aradan yıllar geçti, darbecilerin maskesi düştü ve Türkiye her 10 yılda bir gelenek haline gelen darbelerden çok çekti.  

56 Yıldır Menderes’e Ağlayan Millet, Yeni Bir Facia Yaşamak İstemiyordu

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde, belki de halk 1960’taki bu vicdan azabıyla direndi. 56 yıldır Menderes’e ağlayan millet, yeni bir facia yaşamak istemiyordu. Her 10 yılda bir halkın üzerinden geçen darbeler halkı iyice bilemişti.  Sanki 15 Temmuz’da, “Yeter artık, irademizi size çiğnetmeyeceğiz” diyerek kendini tanka, uçağa siper etti. Burada liderlik duruşu da çok önemliydi. 27 Mayıs’ta alıp götürülen ve bir daha haber alınamayan bir bir Başbakan, 1971 ve 1980’de ise şapkasını alıp kaçan liderler.

Erdoğan, Teslim Olmayacağını Söyledi, Kendisi De Dahil Milleti Direnişe Çağırdı

15 Temmuz 2016’da ise millet seçtiği ve peşinden gittiği lidere baktı. Erdoğan, teslim olmayacağını söyledi, kendisi de dahil milleti direnişe çağırdı. Millet O liderin samimiyetine güvenerek tereddüt etmeden meydanlara aktı. Şayet Erdoğan veya Erdoğan gibi milletiyle bütünleşmiş, milletinin değer, inanç, tarih ve medeniyetine sahip çıkmış bir lider değil de, milletine zulmeden, halkla arasında uçurum bulunan, milletin inançlarını hor gören ve yasaklayan bir başka lider ‘sokağa çıkın’ çağrısı yapsaydı aynı karşılığı bulabilir miydi? Bu soruya ‘evet’ demek imkansız. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şu ifadelerini hatırlamakta fayda var: “Darbeler gelecekte aynı icraatları yapacak olan siyasetçilere bir gözdağıydı. Biz Menderes’in ifade ettiği gibi beyaz kefenimizi giyerek yola çıktık.”

Allah’a hamdolsun liderine sahip çıkan bir millet var artık. Bu uğurda canını hiçe sayacak milyonlar var artık. Ben bu duygularla emperyalist güçlerin piyonu hain terör örgütü FETÖ’nün darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden 250 şehidimizi rahmetle anıyor, 2 bin 193 gazimi minnetle anıyor ve bu feraset sahibi milletin bir ferdi olmaktan gurur duyduğumu bir kez daha belirtmek istiyorum.

PAYLAŞ