Almanya’da İşler Bildiğimiz Gibi Değil

Eğer 3 milyon vatandaşımız var diye övünüp, iktidarıyla, muhalefetiyle mitingler yaptığımız vatandaşlarımız üzerine aktif bir politikamız olsaydı eminim ki; vatandaşlarımız yukardaki anlattığım zorluklar içinde olmazdı. Nüfusmuz "bizim nüfusumuz olurdu" ve Almanlar bizi dinlediklerini Der Spiegel dergisinden ilan edemezdi. Bizi dinlediklerini, yine biz tespit ederdik... “Aman efendim sizi dinledik özür dileriz” konusuna ise hiç girmeyeceğim...

Almanya nüfusu 80,2 milyon, bu nüfusun 2,7 milyonunu Türkler oluşturuyor. Hadi biz bunu yuvarlayalım 3 milyon diyelim. 3 milyon nüfusun 1 milyonunu 18 yaş altı nüfus oluşturuyor. Bebeklerden ve 10 yaşın altındaki çocuklardan bir şey bekleyemezsiniz, Türkçeyi çok akıcı şekilde konuşamayan 10 yaşından büyük Türk çocukları Türkiyeyi çok basit şekilde belki anlatabilirler, onları en çok etkileyen Türkçe, Almanca karışımı rap şarkılardır.

Geriye kalan 2 milyonluk nüfusun 1 milyonunu ise 55 yaş üstü “Almancı” amca, teyzeler oluşturuyor, 55 yaş üstü bu nüfusun  en büyük amacı, imkanlarını zorlayarak 3 yılda bir izne geldikleri Türkiyede, köylerinde bir ev yaptırıp, hayatlarının son baharını burada geçirmek. Bu nüfus ne Almanyada ki, ne de Türkiyede ki siyasi gelişmelere müdahil değiller.

Geriye kaldı bir milyonluk nüfus. Bunların 500 bini kadın, 500 bini erkek. Kadınların 250  bini Türkiyede yayınlanan sabah programlarını ve dizilerini izleyen ev hanımları, bunlardan da maalesef çok bir şey beklemek mümkün değil. Kadınların 10 bini ise eğitimsiz ve mesleksiz kendi sorunlarına uğraşıyor, uğraştırıyor. Kadın nüfusundan elimizde kalan; 27 yaş altı, 40 bin kişilik “aktif nüfus.” Bu kadınların büyük çoğunluğu hayattan beklentileri olan Türkiyedeki ve Almanyadaki siyasi gelişmelere kayıtsız kalmayan “hedef kitle” diye tanımlayabileceğimiz nüfusu oluşturuyor.

Gelelim 500 bin kişilik erkek nüfusuna; burada da 40 bin kişilik 27 yaş altı eğitimli aktif bir nüfus var, bu 40 bin kişi tıpkı kadınlarda olduğu Almanyada ve Türkiyede ki gelişmelere kayıtsız kalmayan fikri olan insanlar. 40 binikenara ayırdıktan sonra elimizde kalan 460 bin kişi. Bunların 100 bininin sürekli bir işi yok. Gün bulup, gün yiyorlar, Türkiyeyi ve siyasi gelişmeleri belki de diline en fazla dolayan kesim budur lakin “boş adam” ne konuşacak, laf olsun, torba dolsun! Geri kaldı 360 bin kişi bunların 100 bini ya hapiste, ya alkolik, ya uyuşturucu bağımlısı, ya da kumarbaz… Hapisten çıkanlar ise kendilerini-değişik programlara katılarak-topluma adapte etmeye uğraşıyorlar. Yıllar süren tedavi süreçlerini de unutmamak lazım.

Geriye kaldı 260 bin kişi,  260 bin kişilik bu nüfus ise omuzlarında çok ağır yük olan aile babaları. Bu nüfusun en büyük derdi çocuklarının kendi yaşadıkları sıkıntıları yaşamamaları, bunun için var güçleriyle çalışıyorlar. Bu nüfus Almanya ve Türkiyedeki gelişmelere kayıtsız değiller lakin çok da müdahil değiller. Etkileri sadece sandığa gidebilmek çünkü yoğun mesai saatleri içinde çok da kolay olmayan şartlarda çalışıyorlar.

Bunları neden mi anlattım?

 

Eğer  3 milyon vatandaşımız var diye övünüp, iktidarıyla, muhalefetiyle mitingler yaptığımız vatandaşlarımız üzerine aktif bir politikamız olsaydı eminim ki; vatandaşlarımız yukardaki anlattığım zorluklar içinde olmazdı. Nüfusmuz "bizim nüfusumuz olurdu" ve Almanlar bizi dinlediklerini Der Spiegel dergisinden ilan edemezdi. Bizi dinlediklerini, yine biz  tespit ederdik... “Aman efendim sizi dinledik özür dileriz” konusuna ise hiç girmeyeceğim...

PAYLAŞ