ABDÜLHAMİD HAN DOSYASI - 6 (Batıcılar,İslamcılar,Türkçüler)

ABDÜLHAMİD HAN DOSYASI - 6 (Batıcılar,İslamcılar,Türkçüler)

16/05/2016

Mehmet Akif’’ten sonra,en büyük İslamcı meşhur Said Nursi’dir.( Eski Said) Enver Paşa’nın sağ koludur.Darül Hikmet-i İslamiyye’ye Enver Paşa tarafından ’’Ordu temsilcisi’’ olarak atanmıştır.Halil İbrahim İnal,Osmanlı imparatorluğu Tarihi kitabının 530.sayfasında,Said-i Nursi’nin ’’Kürt Teali Cemiyyeti’’ kurucularından olduğunu yazmaktadır.Onun da, ’’ Üstadım’’ dediği kişiler,Cemaleddin Efgani,Muhammed Abduh adlı mason İngiliz ajanlarıdır.Said Nursi,Tarihçe-i Hayat kitabında;’’Ermenilerle kemal-i memnuniyetle dost olup,el ele vereceğiz.’’, ’’ Zulm edenler,Padişah ta olsa hayduttur.(Abdülhamid’e hitaben)’’ demektedir.Şualar kitabında,yine Abdülhamid’e ’’İstibdad-ı mutlak’’ifadesi vardır.İttihad ve Terakkinin,kendisine 19 bin altın verdiğini,Cumhuriyet Hükümetinden de 150 bin banknot aldığını kitaplarında söylemektedir. Kastamonu Lahikası kitabında da,’’İttihad Terakki Komitesine dört sene taraftar olmuştum’’ ifadesi vardır.Ancak,değişik basımevleri,Risale-i Nur’un değişik baskılarında birtakım ifadeleri çıkarmışlar ve çıkarmaktadırlar.Said Nursi’nin Ehl-i Sünnet Vel Cemaat itikadına,İslamiyyetin özüne ters düşen bu ifadeleri okunmasın,bilinmesin,öğrenilmesin,ortaya çıkmasın diye midir,araştırmak gerekir. Mesela,2005 yılı,Envar Neşriyat baskısı İşaretül İcaz kitabında diyor ki:’’Allah,ayette Minha min semeratin yerine,Min semeratiha deseydi daha muhtasar,daha güzel olacaktı.’’ Buna benzer,günah ve küfr sözleri birtakım baskılardan çıkarılmaktadır. Osmanlı’da Abdülhamid düşmanı,İttihadçı Eski Said,Cumhuriyet kurulunca,birdenbire ’’Dindar bir Cumhuriyetçi’’ olan,Üstad,İslam Alimi,’’Yeni Said’ haline gelivermiştir. Türkçü meşhurların en büyüğü,şüphesiz ki Ziya Gökalp’tir.İttihad Terakki hareketine katılmış ve ’’Merkez-i Umumi’’ azası olmuştur.Fransız sosyolog ve filozof Emil Durkhaym’ın tesirinde kalmıştır.En yakın dostu,üstadı olan Munis Tekin Alp,belki de Osmanlı’da ilk Türkçü idi.Lakin,gerçek ismi,Haham Moiz Kohen’dir.Ziya Gökalp,bunların etkisi ile Türkçü olmuştur.Bir yandan,Türkleşmek-İslamlaşmak-Muasırlaşmak gibi fikirler güdüp Türkçülüğün Esaslarını yazarken,bir yandan da 6 ok’un altyapısını hazırlıyordu. Tamer Ayan,Atatürk ve Masonluk kitabının 22. sayfasında;’’Ülkesinin kahramanı haline gelen,toplumun sevip saydığı onca insan ’Mason’’ denilerek karalanamaz.Namık Kemal,Ziya Paşa,Mithat Paşa,Ziya Gökalp,M.Emin Yurdakul gibilerin neresine kara çalınabilir?’’ diyor.Yani,bunların mason olduklarını ifade ediyor. ’’Ziya Gökalp’in,Dürkhaym’dan aktardığı,Milletin Tanrı Olduğu fikri,aydınları da etkilemiş ve şu sonuca varılmıştı:Dini hisler zayıflamadıkça,milliyet hisleri kuvvetlenemez.’’ (Ahmet Kabaklı,Temellerin Duruşması,S.225) ’’Mü’minler maruf olan şeyleri emreder’’ ayet-i kerimesindeki ’’Maruf’’ ifadesi,Ziya Gökalp ve arkadaşları tarafından örf,adet kabul edilerek,İslamiyyeti adeta modaya göre değiştirmeye kalktılar.Ziya Gökalp; ’’Nikah,talak,miras,bu üç işte gerek müsavat / Bir kız irste yarım erkek,izdivaçta dörtte bir / Bulundukça ne aile,ne memleket yükselir/ mısraları ile Kur’an-ı Kerimin aile ve miras ile ilgili açık emirlerini değiştirerek zamana uydurmaya çalışmıştır. Reformcuların,sapık itikadlı kişilerin Türkçe Kur’an,Türkçe Ezan,Türkçe İbadet düşüncelerinin fikir babası Ziya Gökalp’tir. Bir ülke ki,camiinde Türkçe Ezan okunur /Köylü analr namazdaki manasını duanın / Bir ülke ki,mektebinde Türkçe Kur’an okunur / Ey Türkoğlu,işte orasıdır senin vatanın / şiiri,daha sonraki masonlara da ilham kaynağı olmuştur. 1928 ’de İstanbul Üniversitesi Prof. ları,bir rapor hazırlamışlar,bazı camilerde de bu tatbik edilmiştir.Köprülü Fuad,İzmirli İsmail Hakkı,Şerafeddin Yaltkaya,Mehmet Ali Ayni imzalarını taşıyan bu rapor şöyle idi : ’’Din de diğer sosyal teşekküller gibi,hayatın akıntısına uymalıdır.Din,eski şekillere bağlı kalamaz.Türk demokrasisinde,din de muhtaç olduğu inkişafı göstermelidir. Camilerimiz kabil-i iskân hale getirilmeli,sıralar,elbise askıları konmalı,içeriye ayakkabı ile girilmelidir.İbadet lisanı Türkçe olmalı,hutbeler Türkçe okunmalıdır.Camilere müzik aletleri konmalıdır.Hutbeleri imamlar değil,din filozofları vermelidir. ’’ Şimdiiiiiii,günümüzdeki bazı müftü ve vaizlerin neden filozof gibi konuştuklarını,İslami ilmlerden,haram,helal,farz,vacip,sünnetlerden bahsetmedikleri,Cuma hutbelerinin neden Türkçe okunduğu,ihtiyaç olmadığı halde mikrafon ve hoparlörün neden mecbur tutulduğu,neden İslam alimlerinden nakiller yapılmadığı da böylece anlaşılmış oluyor!!! ’’ Ziya Gökalp,Fransız Hastanesinde sabaha kadar başını duvarlara çarpa çarpa,Allah’a en galiz küfürlerle küfrederek ölmüştür.’’ (Necip Fazıl Kısakürek,Sahte Kahramanlar,S. 79 ) Birbirleriyle tamamen zıt fikir sahibi gibi görünen bu Batıcı-İslamcı-Türkçü şahsiyetlerin ortak noktasıAbdülhamid ve Osmanlı düşmanlığı ile Ehl-i Sünnet Vel Cemaat itikadı muhalifliğidir. Bir Allah Dostu,Hikmet sahibi zat şöyle der: ’’ Bu dünyada en kötü şey,doğru diye bir yanlışa sarılmak,daha da kötüsü,yanlış diye bir doğruya saldırmaktır. ’’ Allahü teala muhafaza buyursun ! ( Devam edecek )