ABDÜLHAMİD HAN DOSYASI-2

ABDÜLHAMİD HAN DOSYASI-2

14/04/2016

( SİYONİST YAHUDİLERİN TEZGAHI )

Cennetmekan 2. Abdülhamid Han’ın mektubunda geçen "Jön Türkler" ve "İttihad Terakki" nin ne olduğunu,kimler olduğunu iyi anlayabilmek için,Siyonist Yahudilerin Osmanlı ve Abdülhamid Han’a karşı neler planladıklarını çok iyi bilmek gerekiyor.

Teodor Herzl,bir yandan Sultan Abdülhamid’e yaklaşmak,güvenini kazanmak için çalışmalar yapıyor,sultana mektuplar yazıyor,bir taraftan da Filistin topraklarında Yahudi devleti kurabilmek için Amerika,Almanya,İngiltere,Fransa’daki Yahudileri örgütlüyordu.En büyük para desteğini de Rothschld’ler ve diğer Yahudi ve İngiliz baronlar sağlıyordu.T. Herzl,aynı zamanda Alman İmparatorunu da siyasi destek sağlaması için ikna etmeye çalışıyor ve görüşüyordu.Sidney Whitmann’a yazdığı  mektupta Teodor Herzl şöyle diyor:"Aziz dostum,size bu mektubumu davamızı desteklemek için çıkaracağımız yeni,kaliteli mecmuanın, " Die Welt " başlıklı kağıdına yazıyorum."Die Welt" 4 Haziran 1897’de yayınlanacak.Bu mecmuada Türkiye lehinde yazılar yayınlanacak.Ahmet Mithat Efendi’nin makalelerini burada yayınlayacağız.Bu makaleler,Sultan Abdülhamid’in resmi görüşmelerine uygun olacak.Eğer,Sultan Abdülhamid Han bizim için elzem olan şartları lütfedecek olursa,bizler de tedricen İmparatorluk maliyesini islah eder,kuvvetlendiririz." ( Doç. Yaşar Kutluay,Siyonizm ve Türkiye,S. 134)

 

Yine,Teodor Herzl Alman İmparatoruna yazdığı mektupta şöyle diyor:"Benim aciz kanaatime göre,Almanya’nın himayesi altında kurulmasına müsaade edilecek.

Suriye ve Filistin Yahudi Arazi Şirketi) bugün için maksada kifayet edecektir.

İngiltere’den muhalif bir davranış beklenmemelidir.Zira,İngiliz kilisesinin bizim tarafımızda olduğu bilinmektedir.

Fransa,hiçbir şey yapmayacak kadar zayıf durumdadır.Yahudi meselesinin  Siyonist tarzda çözülmesi Rusya için önem taşımaktadır."  (Doç. Yaşar Kutluay,Siyonizm ve Türkiye,S.153)

Aynı Siyonist Yahudi Teodor Herzl,Abdülhamid Han’a hitaben yazdığı mektupta ise şunları söylüyor:" Efendimiz,Osmanlı İmparatorluğunu çok sıkıntılı günler beklemektedir.Zat-ı Şahaneleri ümit ettiği yerlerin hiçbirinden yardım alamayacaklardır.Hazırlanmakta olan durum budur.Ama,bunu önleme fırsatı ve imkanı mevcuttur.Bu planın ilk şartı zaman kazanmaktır.Sonra,yeni gelir kaynakları yaratılır ve İmparatorluğun direnme gücü arttırılır.Osmanlı İmparatorluğunun büyüklüğü ve kuvveti,Yahudi milletinin tek ümit kapısıdır.Dindar bir yahudi olarak,sizi kendi adıma değil,kardeşlerim adına ve Halife’ye beslediğim iyi niyetin sonucu olarak ikaz etmek isterim." (Doç. Yaşar  Kutluay,Siyonizm Ve Türkiye,S.251 )

Bu üç mektuptaki ifadeler,korkunç Siyonist plan ve entrikalarını ne güzel anlatmaktadır.Tabii ki,T. Herzl’in yanısıra başka siyonistler de başka başka vazifelerini yerine getirmektedirler. Mesela,soyadı kanunu ilanından sonra, Emin Karasu Beyefendi adını alan ve İstanbul’da bu isimle yıllarca avukatlık yapan meşhur Siyonist Yahudi Emanüel Karaso 1900’den sonra Osmanlı’ya nüfuz etmeye başlamıştı.T. Herzl’in 1904’te ölümünden sonra,adeta onun görevini üstlendi.Dahası,Osmanlının içinden, kendilerine yardım edecek,Siyonist Yahudi emellerine hizmet edecek bürokrat,komutan,devlet ricalini devşirmeye,dizayn etmeye başladı.Bu konuda ilk büyük icraatı da,12 Haziran 1903’te Talat Paşa’yı davet ederek İtalyan Makedonya Risorta Mason Locasına sokmak oldu.Talat Paşa,1904’de Fransız Veritas Locasına geçti,2. Nazır oldu.3 Mart 1909’da 33. derece masonluğa kabul edildi.1 Ağustos 1909’da kurulan Türkiye Büyük Locasının ilk "Büyük Üstadı" oldu.Talat Paşa, aynı zamanda "Bektaşi" olduğunu söylemektedir.( Tamer Ayan,Atatürk ve Masonluk,S.170)

Aynı Emanüel Karaso,1908-İkinci Meşrutiyet döneminde Osmanlı Meclis-i Mebusanında milletvekili olur.Abdülhamid Han’ın huzuruna çıkıp     150 milyon altın karşılığı Filistin topraklarından bir kısmını Yahudi devleti kurmak için isteyen heyetin içinde,Emanüel Karaso da vardır.Abdülhamid Han,tahtından indirildikten sonra,E. Karaso’nun Selanikteki evinde hapsedilir.

1901 yılında Sultan Abdülhamid Han,Teodor Herzl’i Yıldız Sarayında kabul ettiğinde,Siyonizme düşmanlığını açıkça belli etmiştir.Yahudiler,yaklaşık 20 milyon Osmanlı tebaası içinde 230 bin nüfusa sahiptiler.Osmanlının içindeki yahudilerin durumu,diğer ülkelerdeki yahudilere göre çok iyiydi.Hatta, 1868’den sonra iki yahudi,Tanzimat Konseyinin daimi üyesi olmuştu."Ama,siyonist yahudilerin ileriye dönük insiyatifleri,Sultan Abdülhamid’in İslam birliğini güçlendirmek,Arap topraklarını Osmanlı İmparatorluğuna daha yakın kimliğe büründürmek gibi planlarına ters düşüyordu. (Alan Palmer,   Bir Çöküşün Yeni Tarihi,S.312)

Sultan Abdülhamid,bir taraftan yeni modern mektepler açıyor,dünyanın en meşhur hocalarını bu mekteplere yüksek maaşlar vererek getiriyordu.Yurt dışına eğitime giden Osmanlı gençlerinin Yahudilerin ve Masonların kucağına düştüklerini görüyor,buna engel olmaya çalışıyordu.Osmanlıyı tekrar güçlendirmek için ne gerekiyorsa yapıyor,dünyanın en büyük kara ordusunu kuruyordu.Bu da siyonist Yahudi baronların,Mason localarının ve bunlara bağlı olan içimizdeki satılmışların işine gelmiyordu.1900’lü yıllarda,güya "Türklüğü kurtarmak""Türklüğü savunmak" maksatlı,Tanzimat dönemindeki Yeni Osmanlılar hareketine benzeyen bir teşkilatlanma başladı.Daha doğrusu,Siyonist Yahudi Baronlar ve Mason locaları tarafından başlatıldı.Ne de olsa "Kale içeriden fethedilirdi."Buna   Jön Türklük,Jön Türkler denildi.

Devam edecek !